Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyesi Dr. Halis Yerlikaya, Kürt illerinde kanser tanısının geç konduğunu öne sürdü. Bu, Yerlikaya’nın ilk bölücülük faaliyeti değil. Halis Yerlikaya daha önce de, PKK’nın konferansına Kuzey Kürdistan temsilcisi olarak katıldı. Halis Yerlikaya’nın iddialarını önde gelen meslek kuruluşlarına sorduk. Sağlık-Sen Genel Başkanı Semih Durmuş, Hekim Hakları Derneği Başkanı Dr. Mustafa Şener, Kayseri Tabip Odası Başkanı Dr. İlhan Şahin ve Cumhuriyetçi Hekimler İkinci Başkanı Dr. Hikmet Çevik, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da hekimlerden ya da devletten kaynaklı, etnik kimliğe dayalı bir ayrımcılığın olmadığını belirttiler. Hekim temsilcileri, Yerlikaya’nın görüşlerini ayıpladılar ve TTB merkezinin gündem dışı yanlış bir çizgi içinde olduğunu vurguladılar.


OTORİTER REJİM!

Halis Yerlikaya’ya göre anadilde bilgilendirme ve farkındalık yapılmadığı için “Kürt illerinde” kanser vakaları artıyor. Yerlikaya, Bianet’te yayımlanan yazısında şu ifadeleri kullandı: “Kürt illerinde görülen kanser vakaların önemli bir kısmı Türkiye’nin diğer bölgeleriyle kıyaslandığında, hastalar metastatik aşamada (ilerlemiş, yayılmış, 4. Evre) başvuruyor. Kanserin önlenmesine, kanser taramasının önemine ilişkin, meslektaşlarımıza ve halka verilmesi gereken eğitimler hemen hemen hiç yapıl(a)mıyor.” Yerlikaya bütün bunların nedeninin “tekçi otoriter yönetim anlayışı” olduğunu öne sürdü. 


KENDİ KENDİNİ YALANLIYOR

Halis Yerlikaya, 2018 yılında ise Diyarbakır’da kanser ile mücadelenin tüm Türkiye’den farklı olmadığını söylüyor. Yerlikaya, 17 Eylül 2018’de Diyarbakır Gazetesi’ne yaptığı açıklamada “Diyarbakır, kanser ile mücadelede Türkiye’nin birçok ilinden geride değil. Son yıllarda onkoloji alanında akıllı ilaçlar olarak bilinen hedefe yönelik tedaviler, geleneksel kemoterapilerden farklı olarak vücudun bağışıklık sistemini harekete geçirip kanserin üstesinden gelmeyi sağlayan İmmuno-onkoloik ilaçların uygulanması ile birçok kansere karşı başarılı olunuyor” dedi. 


‘BUNLAR ZEHİRLİ DİLLER’

Sağlık-Sen Genel Başkanı Semih Durmuş:

Yazık. Bütün Türkiye’yi dolaşan bir sağlık çalışanıyım. Sağlık hizmeti, Türkiye’nin doğusuna da batısına da eşit götürülüyor. Diyarbakır, Batman, Şırnak, Hakkari; nereye giderseniz gidin her yerde sağlık hizmeti çok önemseniyor. Artık Diyarbakır’ın İstanbul’dan geri kalır bir yanı yok. Ayrıca mecburi hizmet var ve oraları tercih edenlere yönelik yasalara dayanan ciddi teşvikler var. Kaldı ki yurttaşlarımız istediği her şehirde tedavi olabiliyor. Halis Bey’in iddialarının bugün geldiğimiz aşamada gerçek hayatta karşılığı yok. ‘Ben Kürtçe konuştuğum için sağlık hizmeti alamıyorum’ diyen bir tane insanımızı duydunuz mu? Sağlık çalışanlarımız toplumu aşılamak için dağ-bayır dolaşıyor. Hemşireler yarı beline kadar karda köylere mecralara gidiyor. Bu beyanlar kötü niyetli, farklı köklerden gelebiliriz ama birlikte yaşıyoruz. Türk-Kürt ayrımı yok. Bu izanlar TTB çatısı altında yapılmamalı. TTB bir siyaset aracı değil. Marjinalize örgütlerin eline geçmiş, dağdaki teröristin yaptığını diliyle şehirde yapan bir zihniyet olmaz. TTB hekimlerin haklarını savunmalıdır. Terörizmin zirve yaptığı dönemlerde bile Türk-Kürt ayrılmadık, milletimizin birliği bozulmadı. Bunlar zehirli diller.


AYIRMAK MÜMKÜN DEĞİL 

Hekim Hakları Derneği Başkanı Dr. Mustafa Şener:

Biz hekimler olarak hastaların kullandığı dile göre tanı koymuyoruz! Hastamıza bazı sorular soruyoruz ama artık günümüzde kesin tanıya varmak için teknolojiyi kullanıyoruz. Bu söylem tamamen art niyetli ve meseleyi amacından saptırıyor. TTB başkanı Şebnem Fincancı kalkmış "anadilde sağlık hizmeti"nin ne zaman başlayacağını sorguluyor. Her şey bitti de bu mu kaldı? Günlük pratiğimizde Kürt kökenli hastayla da karşılaşıyoruz veya ana dili farklı kişilerle de karşılaşıyoruz, ama sorun olmuyor, anlaşıyoruz! Nadiren anlaşamadığımız durumlarda da yardımcı sağlık personelinden veya diğer personellerden destek alıyoruz. Değişik etnik kökenden o kadar farklı insanlar olarak bir arada iç içe yaşıyoruz ki hiç sorun olmuyor! Bazen doktor, bazen hemşire, bazen de personel Kürt kökenli olabiliyor, hiç sorun olmadan meseleyi hallediyoruz, yeter ki art niyet olmasın! Dil anlaşmazlığından dolayı hastaya tanı konulamaması veya gecikmesi diye bir şey söz konusu olamaz. Sağlık tesislerinde yurdumuzun doğusu ile batısı arasında bazı alt yapısal farklılıklar olsa da artık en ücra köşede bile gayet yeterli teknolojik olanaklar bulunmaktadır, optimum şartlar sağlanmıştır. Gün geçmiyor ki bir sağlıkta şiddet olayı yaşanmasın. TTB niye bunu önlemek için bir uğraş vermiyorlar? TTB anayasal bir meslek örgütü, öncelikli olarak hekimlerin problemlerine odaklanmalı.


BÖLÜCÜLÜĞE HİZMET EDİYOR

Kayseri Tabip Odası Başkanı Dr. İlhan Şahin:

Klasik bir TTB merkez jargonu. Gerçeklerden uzak, kendi hayallerini yaşatmaya çalıştığı bir değerlendirme. Bir ay önce Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Fincancı’nın da “anadilde sağlık hakkı için yürüyoruz” diye bir söylemi olmuştu. Ben de soruyorum. Sağlığın dili mi var? Sağlık hizmeti, hekim veya sağlık çalışanı ile hasta arasında iletişime dayanır. Kimi zaman işitme kaybı yaşayan hastalarımız gelir; yazarak, çizerek, vücut diliyle anlaşırız. Ayrıca hekim ile hastanın Kürtçe anlaşmasını engelleyen bir kanun yok. Gerektiği zamanlarda bunlar da oluyor. Resmi dili Türkçe olan bir ülkede vatandaşımız okula gitmemiş ve Türkçe öğrenmemişse bunun sorumlusu kim? Vatandaşın eğitim hakkını engelleyen velileri mi, devlet mi? Anadilde sağlık söylemi bölücülüğe hizmet eder. Buradaki problem resmi dili bilme oranının yüzde 100 olmaması meselesidir. Gündeme gelecek bir konu varsa olayın bu yönüdür. Almanya’ya giden Almanca öğreniyor. Her ülkenin bir resmi dili var. Bizler de bölgede mesleğimizi yaptık. Yurttaşlarımızın dil problemi olduğundan dolayı teşhis ve tedaviden uzak durduğunu hiç görmedik. Az sayıdaki örneklerde de yakınıyla ya da yöre insanı sağlık çalışanlarımızla anlaşma problemlerini çözdük. Ege’nin dağ köyünde de, Akdeniz’in yörük köyünde de bazen sağlığa ulaşım problemleri oluyor. Bu ayrı bir konu.


KINIYORUZ

Cumhuriyetçi Hekimler İkinci Başkanı Dr. Hikmet Çevik:

‘Kürt illeri’ diye bir kavram ülkemizde mevcut değildir. Böyle bir dili kullanmasının nedeni bölücülüğü dilimize yerleştirme gayretidir. Bizi ‘Kürdistan, Kürt illeri’ gibi ifadelere alıştırmaya çalışıyor. Bunu ne kamuoyunun ne de hekimlerin kabul etmesi mümkün değildir. İyi kötü üniversite bitirmiş bir insan Dr. Halis Yerlikaya. Bir iki örnekten hareketle böyle iddialarda bulunmak olmaz. Bahsettiği sorunlar Türkiye’nin genel sorunlarıdır. Kanser taramasında Türkiye’de genel olarak problem var. Kanser taraması koruyucu hekimlik faaliyetlerinin en önemlilerinden bir tanesi. Birinci basamağın yetersizliğinden bahsediyor aslında. Bu, bahsettiği illere mahsus bir problem olmadığı gibi bütün Türkiye’de yaygın bir sorun olarak, sağlık sistemimizin bir problemi olarak ortada duruyor. Sorunlara gerekçe olarak ana dilde sağlık hizmeti olmamasını gösteriyor. Bunlar gerçeklerle uzaktan yakından alakası olmayan iddialar. Toplam olarak baktığımızda bu son demeciyle TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Halis Yerlikaya’nın kışkırtıcılığa ve bölücülüğe devam ettiğini görüyoruz. Kendisini kınıyoruz.


PKK PANELİNDE TTB YÖNETİCİSİ


Aydınlık 6 Aralık 2020’de Halis Yerlikaya’nın bölücülük faaliyetlerini manşete getirmişti.

PKK’nın Almanya merkezli faaliyet yürüten Kurd-Akad Derneği yaptıkları etkinliğe, Halis Yerlikaya’nın ‘Kuzey Kürdistan Temsilcisi’ olarak katılacağını ilan etmişti. Etkinlik programına göre TTB Merkez Konsey Üyesi Yerlikaya “Kuzey Kürdistan: Dışlama ve Asimilasyon Bağlamında Tıbbi Bakım” başlığı altında sunum yapacaktı. Aydınlık'ın “TTB Yöneticisi PKK Panelinde Kuzey Kürdistan Konuşmacısı” manşetiyle gündeme getirdiği etkinlik üzerine doktorlardan TTB'ye tepkiler yükseldi. Haberimizin ardından Yerlikaya, “Yanlışlık olmuş, adımızı etkinlikten geri çekiyoruz” açıklamasında bulundu. Ancak bu Yerlikaya’nın katıldığı tek PKK etkinliği değildi. Yerlikaya’nın Kurd-Akad’ın Köln’de yapacağı konferansta konuşmacı olduğu ortaya çıktı. Yerlikaya, Aydınlık muhabirinin 13 Temmuz 2020’deki konferansın görüntülerini kendisine göstermesi üzerine “Görüntülerdeki kişi ben değilim” diyerek olayı inkar etmişti.


HDP AŞILAMADA AYRIMCILIK VAR DEMİŞTİ


Tüm Türkiye'de olduğu gibi Diyarbakır'da da sağlık çalışanları aşı için en ücra köşelere gidiyor

HDP’li Samet Mengüç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Kovid-19 aşılama oranının düşük olmasını ayrımcılıkla açıklamıştı. Mengüç, "Türkiye illerinin ortalama aşılama oranına bakıldığında 18 yaş üstü nüfusun yüzde 53'ü aşılanmışken aynı oran Kürt illeri ortalamasında sadece yüzde 22. Yani genel aşılama oranının yarısından daha az.

"Türkiye'yi yaşanmaz hale getiren, hukuksuzluk üreten, demokrasiyi katleden bu ayrımcılıktır” açıklamasında bulunmuştu.

Sağlık çalışanları, aşılama oranlarını artırmak amacıyla camilerden Kürtçe, Türkçe, Arapça çağrıda bulunmuş, tüm şehirlerde olduğu gibi köy köy, hane hane dolaşarak aşının önemi vatandaşlara anlatılmıştı.