TAYLAN SORGUN

Çok konuşulacak, tartışılacak, tarihen kaydedilecek gündemler yaşanmaktadır. “Dünden-bugüne” diye bakıldığında da önemlinin de ötesinde bazı gelişmeler şimdiden çok tartışılır duruma gelmişlerdir. Bu siyasi bir gelişmeyi, bir başka etkinlik arayışını da beraberinde getirmektedir. Dünya dengelerini değiştiren, esir milletleri ayağa kaldıran Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali neticesinde Mustafa Kemal Paşa, kadrosu ile birlikte ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti Devleti “sınır çizen bir devlet” olmuştur.

İRAN-AFGAN HUDUDU

Bakınız, 1934 yılında da bölgemizde bazı siyasi ve iktisadi hareketler başlamıştı. Rusya ile de siyasi ve iktisadi ilişkiler öne çıkıyordu. O dönemlerde İran ile batılı bir hayatı yaşamakta olan Afganistan arasında “sınır anlaşmazlığı” çıkmıştı.

ATATÜRK’E BAŞVURULUYOR

İran ve Afganistan 1934 yılında sınır anlaşmazlığının çözümü için Atatürk’e başvurmuşlardı. Hatıratını yazığım Fahrettin Altay Paşa’nın bana anlattığına göre Atatürk ve İnönüAltay Paşa’yı sınırın çizimi için görevlendirmişlerdi…

İKİ DEVLETİN SÖZÜ VE BELGE

İran ve Afganistan’ın sınırın tayini için Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne verdikleri “Taahhüdname” şöyledir: “İran ile Afgan hududundaki vaki Musaavad ihtilafını halletmek üzere iki devler Türkiye Cumhuriyeti’nin hakemliğini kabul ile her ne surette olursa olsun itiraz etmeyeceklerini taahhüd ederler...

Altay Paşa yazdığım hatıratında oradaki uzun çalışmalarını da anlatmaktadır. İran ve Afganistan sınırı halen Altay Paşa’nın çizdiği sınırdır…

RUSYA VE AZERBAYCAN

Mustafa Kemal Paşa'nın Rusya ve Azerbaycan ile olan dostluğu ve siyasi ilişkileri, tarihi süreçten bu yana devam etmektedir. Bu aynı zamanda bölgesel öneminin de ötesinde bir siyasi hareket olarak öteki devletlerin de dikkatlerini çekmektedir.

Bakınız bir belge: Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali hazırlık süreçleri devam ederken Mustafa Kemal Paşa, Sovyet Rusya Büyükelçisi Aralof ile Azerbaycan Cumhuriyeti Elçisi Abilov’u Ordu’nun büyük kısmını topladığı Ilgın’a davet etmişti.

'BENİM KUVVETİM YETER'

Suvari Kolordusu da Ilgın’dadır... Mustafa Kemal Paşa’nın 01.04.1922 günü yaptığı bu davetin sebebi sonra anlaşılmıştı. Rusya ortak savaş için Zonguldak ve Ereğli’ye asker gönderme teklifinde bulunmuş. Mustafa Kemal Paşa’nın o daveti Türk Ordusu’nun kuvvetini göstermek içinmiş. Mustafa Kemal Paşa, Aralof’a şöyle demiştir:

“…Benim kuvvetim İstanbul’u da İzmir’i de ve Anadolu’yu da kurtarmaya yeter…”

Mesaj verilmişti…

(Hatıratını yazığım Altay Paşa’nın İmparatorluk'tan Cumhuriyet'e belgesel kitabımdan)

DÖNELİM GÜNÜMÜZ VE DİYANETE

Yukarıda anlattıklarım günümüzdeki devletler arasındaki siyasetlerde de zaman zaman dikkatlere getirilmektedir.

Gazetecilik mesleğine 1957 yılında Ahmed Emin Yalman’ın Vatan Gazetesi’nde başlamıştım. Zamanımıza kadar gazetecilik mesleğim aralıksız sürmüştür, sürmektedir.

Rahmetli Menderes, Bayar, Fatin Rüştü Zorlu, Demirel, Ecevit, Erbakan ve bütün öteki siyasetçilerle yakınlıklarım olmuştur. Özel söyleşiler yapmışımdır. Seçim seyahatlerinde olmuşumdur, siyaseti arka planları ile de görmüş, yazmışımdır.

BAŞKAN’IN ARAYIŞI

Şimdiki Diyanet İşleri Başkanı’ndan önceki başkanları da görmüşüzdür. Hepsi görevlerini gerektiği biçimlerde yerine getirmişler, “güç arayışları” peşinde olmamışlardır.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın Diyanet İşleri Başkanı’na ileri derecede verdiği önem ardından Diyanet İşleri Başkanı’nın yeni adımları ve ileri derecede siyasi açılım hareketleri görülmeye başlanmıştır.

Diyanet İşleri Başkanı’nın hatalı konuşma üslubu, hareketleri, tavırları, “Diyanet İşleri Başkanı’nın siyasi iktidarların üzerinde bir kuvvet arayışına girdiğini göstermektedir. Yani en üstün benim. En kuvvetli benim…” hareket ve arayışları.

1957 yılından beri muhabirlikten, haber müdürlüklerine, genel yayın müdürlüklerine kadar görevlerde bulundum. Yazarlık görevim hâlâ sürmektedir. Bu mesleki tecrübelerim bana bu ihtimali göstermektedir. Öte yandan aslında yukarıda yazdığımı, yani güç arama meselesindeki hareketlerini yıllardır temaslarda olduğumuz bir dostumdan haber aldım. Bizim mesleki hayatımızda haber aldığımız önemli noktalarda çok dostlarımız olmuştur.

OSMANLI DÖNEMİNE BAKALIM

Diyanet İşleri Başkanı son konuşmasında hata ile kendisine bağlı olanlar için geniş yetkiler istemiştir. Her şeyin içinde olmak… Yani sorumsuzluk… Osmanlı İmparatorluğu döneminde bu vardı. Ama neler neler de olmaktaydı…

Mesela bakınız: Altay Paşa bir tarihte Konya’da albay rütbesi ile kolordu komutanıdır. Genç zabitler kendisine gelerek demişlerdir ki:

“…Komutanım köylüler geldiler. Geceleri bozkırda bir hoca dolaşıyormuş, cübbesinin altından da ışıklar saçıyormuş. Köylüler de ne mübarek adam diye ellerini öpüp ne isterse veriyorlarmış. Ne yapalım?”

Albay Fahrettin, “Gidip bir gece cübbesinin altına bakın” emrini vermiş.

CÜBBE ALTINDA LAMBA VE SONRASI

Gece gidip hocayı durdurmuşlar. Cübbe altına bakmışlar. Ne görsünler, meğer hoca efendi bacağına lamba bağlamış… Zaman o zaman…

Bu hoca sonraki zamanda Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali sürerken Bozkır Ayaklanmasını çıkartıp Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali ordularını arkasından vurmuştur. Bunlar da Altay Paşa’nın bana anlattıklarından…

EMPERYALİZM SİYASETİ

Emperyalizmin tarihi süreçlerden bu yana şimdiki zamanlar dahil siyaseti Türkiye’nin “ulus devlet” esasını ve demografik yapısını tahrip etmek olmuştur. Hiç vazgeçilmeyen bu siyaset hâlâ devam etmektedir… Suriye olaylarından sonra şimdi Afganlılar, öteki devletlerden gelip yerleşenler. Türkiye bu ağır tahribatı yaşamaktadır…

HATAY’DAN GAZİANTEP’E

Emperyalizmin Suriye’de çıkardığı ağır sorunlar ve tahribatın ardından Suriye’den gelenler, getirilenler sınırlarda yerleştirilmişlerdir.

Gaziantep’in demografik yapısı ağır tahribatlara uğratılırken, gelenler Gaziantep’te kendileri için özel yerleşim alanları teşkiline bile başlamışlardır… Bu tahribatlar sürerken Gaziantep’i idare ile vazifeli olanlar nerededirler?

İSTİKLAL MADALYALI GAZİANTEP

Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali ardından Gaziantep’e Mustafa Kemal Paşa'nın da isteği ile İstiklal Madalyası verilmiştir… Gaziantep şimdiki zamanlarda sanki artık sahipsizdir… Gaziantepli gençlerin işsizlik sorunu vardır…

Dışarıdan getirilerek Gaziantep’e yerleştirilenlerin nüfusu nerede ise kökten Gazianteplilerin nüfusunu geçer duruma gelmiştir? Gaziantep’i idare etmekle vazifeli olanlar nerededirler? Tarihi süreçte vakıflar, medreseler şehri diye anılan Gaziantep sorunlar içindedir…

Masamda Gaziantep’te geniş araştırmalar yapan hukukçu dostlarımın hazırladıkları dosyaların sayısı artmaktadır… Gaziantep’i idare etmekle görevli olanlar durumlarını da durumları da gözden geçirmelidirler… Bunda sayılamayacak kadar fayda vardır… Gaziantep’in sekiz yüz yıllık tarihi bütün esasları ile dosyalarımdadır… Bilinmelidir…

GAZETECİ YAZAR TAYLAN SORGUN’UN KİTAPLARI:

1- İmparatorluktan Cumhuriyete: Fahrettin Altay Paşa’nın hatıratı (Kaynak Yayınları)

2- Halil Paşa: Halil Paşa Belgeseli ve Hatırtatı (Kaynak Yayınları)

3-Mütareke Dönemi ve Bekir Ağa Bölüğü: O dönemleri yaşayanların gazeteci yazar Taylan Sorgun’a bizzat anlattıkları. (Kaynak Yayınları)

4-Devlet Kavgası, İttihat Terakki : O dönemleri yaşayanların gazeteci yazar Taplan Sorgun’a bizzat anlattıkları. (Kaynak Yayınları)

5- Esir Şehrin Fedaileri: Mustafa Kemal Paşa’nın Andolu’ya geçmeden önce İstanbul’da kurduğu teşkilatı, o dönemleri yaşayanların Taylan Sorgun’a birebir anlattıkları.) (Kaynak Yayınları)