İstanbul Maltepe’de önceki gün “Benim bedenim benim kararım” diyerek toplanan aşı karşıtları sözde özgürlük adına aşı ya da PCR testi olmayacaklarını ilan ettiler. Mitingin düzenleyicilerine göre aşı bir sıvıdan ibaret, Kovid-19 ise küresel güçlerin oyunu. Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği’nin aşı tereddüdüne karşı hazırladığı soru yanıt metni ise iddiaları yalanlıyor. Uzmanlara göre aşı bireysel özgürlük değil toplumsal bir karar.

ÇİP ARAŞTIRMASI İSTEDİLER

Maske, mesafe kurallarının hiçe sayıldığı mitingin izni Anadolu Birliği Partisi tarafından alındı. İnsanlar, Anadolu Birliği Partisi’nin tuttuğu otobüslerle alana taşındı. Mitingde ilk konuşmayı yapan Abdurrahman Dilipak katılımcılarının ortak bildirisini okudu. 12 maddeden oluşan talepler arasında, PCR, aşı, maske, HES kodu zorunluluğunun kaldırılması, çip takma yönündeki girişimlere karşı meclis araştırması açılması yer aldı. Bildiride vatandaşlara sivil itaatsizlik çağrısı yapıldı. Ayrıca, PCR zorunluluğunu destekleyen firma, medya, dernek ve vakıfların boykot edilmesi istendi. Okullarda yapılacak PCR taramasına karşı da MEB, okul müdürlükleri ve CİMER’e vatandaşlardan başvuruda bulunmaları istendi.

SİBORG OLUYORUZ İDDİASI

Dilipak konuşmasında aşının 6 ayda geliştirilip üç ayda dağıtımının yapmasını eleştirdi. Dilipak, “O sıvı Bill Gates’in fonladığı sıvı bir başka planın parçası” dedi. Dilipak, o planı 25 Ağustos’ta Yeni Akit’teki köşesinden şöyle duyurdu: “Chip takınca ne olacak, bakın size onu söyleyeyim. Artık sağlıkçılar biraz dinlenebilir ve tabii hukukçular da. Çünkü artık siz birer Siborgsunuz. Yani biyonik bir robot. Beyninize yükleme yapılabilir ya da resetlenebilir. “Global Reset” sadece sistemi resetlemiyor, insan “TransHumanizm” projesi ile din, ahlak, gelenek ve cinsiyetinden bağımsız, bir GENOM olarak, GENDER şeklinde tanımlanıyor. Artık sizin cinsiyetiniz bile, ana rahminde ya da Humanoid’in rahminde yeniden şekillendirilebilecek.”

AŞI VARYANTLARI ENGELLER

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği iddialara tek tek yanıt verdi. Salgının kontrol altına alınmasının tek yolunun toplumsal aşılama ve korunma önlemleri olduğu vurgulanan metinde, şu ifadeler yer aldı: “Bulaşıcı hastalıklarda, bir toplumda hastalığa karşı bağışıklık kazanmış bireylerin sayısı belirli bir oranın üzerinde olursa o hastalığın toplumda yayılması belirgin şekilde azalır. Hastalık etkeninin bulaşma hızına ve aşıların etkinlik oranlarına göre değişmekle birlikte salgının kontrol altına alınabilmesi için Türkiye’de yaklaşık 60-70 milyon kişinin aşı olması gerekmektedir. Daha bulaşıcı varyantlar ortaya çıkarsa bu sayı artacaktır. Salgının yayılımını durdurmak için ulaşılması gereken toplum bağışıklığı oranına sadece aşılanma yoluyla güvenli bir şekilde ulaşılabilir.”

NE KADAR GÜVENLİ?

“Kovid-19 aşılarının hızlı geliştirilmiş olmaları ve kullanılmaya başlanmaları aşıların güvensiz olduğu anlamına gelmez. Bilimsel teknolojik ilerlemenin geldiği nokta, teknolojik altyapının hazır olması, salgının en başında virusun genetik haritasının çıkartılmış olması, ulusal ve uluslararası kuruluşların büyük desteği, aşıların bu kadar hızlı geliştirilmesini sağlamıştır. Örneğin mRNA aşıları üzerinde yüzlerce bilim insanı 30 yıldan uzun bir süredir çalışmakta olduğu için hızla üretilebilmişlerdir. Aşı sonrası ciddi yan etkiler genellikle ilk 2 ay içerisinde ortaya çıktığından acil kullanım onayı veren kuruluşlar çalışmalarda 2 ay sonunda yan etki görülmemesini yeterli kabul etmişlerdir. Hem Sinovac hem BioNTech dünya genelinde güvenle uygulanmaya devam etmektedir.

 “Dünya genelinde yapılan çalışmalarda hemen tüm aşıların varyantlara karşı azalmış da olsa etkileri olduğu gösterilmiştir. Mevcut aşılar arasında BioNTech aşısının varyantlara diğer aşılara kıyasla biraz daha etkili olduğunu gösteren yayınlar mevcuttur.”

GENETİK YAPIYI BOZUYOR MU?

İnsan hücrelerinde genler hücre çekirdeğinde bulunur ve DNA yapısında bilgilerden oluşur. BioNTech ve benzer teknolojili aşılarda bulunan genetik şifre bileşeni (mRNA) bağışıklık sistemini uyaran proteinlerin hücrelerimizde sentezlenmesini sağlarlar. Ancak bu şifre (mRNA) hücre çekirdeğine giremez, genlerimize ulaşamaz, genlerimizi değiştiremez. 2008 yılından beri insanlarda kansere ve başka infeksiyonlara karşı aşı geliştirilmesi için denenmekte olan bu teknoloji güvenlidir.