(1 Kasım 1928)
Mustafa Kemal Atatürk Lâtin Alfabesinin kabulüyle, Türk Rönasansının kapısını açmış, “konuşulduğu gibi yazılan Türkçe” ile, yazı dili ile konuşma dili arasındaki uçurum kaldırılmıştır.
Yazı Devrimi'nin kısa vadede sonuçları, okur-yazar sayısında görülen hızlı artıştır. Öyle ki yazı Devrimi ile Türkiye baştan başa “Baş öğretmen”i Gazi M. Kemal olan bir ilkokula dönüşmüştür. Çocuklar ve hiç okuma yazma bilmeyenler okulları doldurmuş ve kısa bir zaman içinde yeni yazıyı bilenlerin sayısı bilmeyenleri hızla geçmiştir. Yazı Devrimi ile Gazi cehalete öldürücü bir darbe indirmiş, aydınlıklara giden yolları açmıştır.
Yeni alfabenin hayata geçirilmesi için 5 ila 15 senelik geçiş süreçleri öngören komisyonda bulunan Falih Rıfkı Atay'ın aktardığına göre Atatürk, "Bu ya üç ayda olur ya da hiç olmaz." diyerek zaman kaybedilmemesini istedi.
Alfabe tamamlandıktan sonra 9 Ağustos 1928'de Atatürk, harfleri Cumhuriyet Halk Partisinin Gülhane'deki galasına katılanlara tanıttı. 11 Ağustos'ta Cumhurbaşkanlığı hizmetlileri ve milletvekillerine, 15 Ağustos'ta da üniversite öğretim üyeleri ve edebiyatçılara yeni alfabe tanıtıldı. Ağustos ve Eylül aylarında da Atatürk farklı illerde yeni alfabeyi halka tanıttı.
Yeni harflerin yerleşmesi, Türkçe’nin yabancı dillerin boyunduruğundan kurtulmasını, kendi öz benliğini kazanmasını sağlamıştır. Böylece dilde reforma giden yol açılmış, sonuç itibariyle “konuşulduğu gibi yazılan Türkçe” ile yazı dili ile konuşma dili arasındaki uçurum kaldırılmıştır. Yeni alfabe ile Türkiye’deki şive farkları gitgide azalmaya yüz tutmuştur. Böylece millî bütünlük pekiştirilmiştir.
Harf Devrmi'nin Sonuçları;
1. Türk dilinin gelişmesi sağlandı.
2. Çağdaşlaşma yolunda önemli bir adım atılmış oldu
3. Yabancı dil öğrenmek kolaylaştı.
4. Okuma yazma oranı ve yazılan basılan eser sayısı arttı.
5. Türkçe, Arapça ve Farsça gibi dillerin etkisinden kurtuldu.
Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Sivas'ta yeni alfabeyi öğretiyor, 1928